22 Ağustos 2010

Ağustos'2010'daki Ben




Zamansız gelen herşey zamansız bir ben daha alıo benden..
yoruldum,yorgunum hep hayatıma giren o belirsiz duygudan sıkıldım.

Yok olsa hiç gelmese geri ,hiç hatırlatmasa kendini...

aniden onu hatırlatan bi şarkı çalı veriyor kulağımda veya kapı aralığından süzülen bir koku,hemen giri veriyor bütün benliğime ...

İstemiyorum bıktım desemde,kendimi şartlasamda "unut,hatırlama " emir kiplerine olmuyor olmuyor bütün canı yakan herşey içime giri veriyor acısıyla..

Bazen diyorum ki geçmişin üstünü toprakla kapa,tertemiz bembeyaz bi elbise giy ve yepyeni bi hayata başla,bazende suratımda buruk bi gülümseme ve geçmişimi özler gibi bi ruh haline kapılarak hatırlayı verıyorum herşeyi...geçmişteki ruh halimi özlüyorum...

Şimdilerde ruhum yorgun,kendini sürekli motive etmeye çalışan bir karakter taşıyorum bedenimde.Ama karakter ruhun yardımıyla toparlanabilir ama ruhu kim toparlıcak bugünlerde? Hayatın rutinliği ve universite stresiyle bastırılmış duygular..

Sorunsuz giden hayatıma sorun olmaktan başka ani belirsizliklerin neki bende bırktığı iz?


Gene zamana mı umut bağlamalı?gene ona mı güvenmeli? bu kaçıncı umut bağlayış?gene yanılmalımı?gene mi üzülmeli?genemi ağlamalı?gene mi yazmalı? gene mi inkar etmeli herşeyi yokse gene mi görmeli gerçekleri???


Gözlerimi kapadımm bütün karanlığa !!

30 Haziran 2010

Hayal kırıklığı


En çok neye kızıyorum biliyormusunuz?Gözlerinin içine başka türlü bakıp,seni başka diyarlara götüren o lanet bakışı atan erkeklere...O seni saf salak yerine koyup kandıranlara...O yürekleri sevgini,değerini hak etmeyi,senin onlara sunduğun yüreğini,fiyat bçilmiş yüreklerinde yerin varmış gibi seni kandırmalarına...


Bir anlık Heveslerinin sonucunda sende kalıcı duygular haline dönüştüren o lanet öpücükler...

O lanet dudaklar ,o lanet bakışlar,o lanet olan herşey...Bir anlık hevesin olmaya izin veren gene ben.


Huzurlu olan ben artık,vicdanım rahat.Tüm benliğimle gitmişken duygularımın peşinden korkak olan bir kayaya çarpmişti meğer.Kaya sert aynı yüreği gibi siz erkeklerin....


Ne duygudan eser var nede anlam dolu bakışlarınızın arkasında saklamaya çalıştıgınız o çocuksu ruhunuzdan..


Aslında herşey elde edene kadar bir oyun.Akıllıca görünen seytan planlarınız.Satranc oyunu gbi hamleler ağır ve zekicene atılmış gibi gelir size ama şah-mat yapan gene biz dürüstler.


Aslında siz büyük görünen oyunlarınızın sadece küçük birer piyonusunuz.


İşte sadece kızıyorum...!,kızmakla yetiniyorum.Çünkü biliyorum ki kendi bakışımda gözlerine anlattığım benliğin bir gün özlenilceğine..

Ama işte ozaman yüreğimi kaya gibi sert bir taşa çeviricem.İşte bende o an onlardan farklı olarak küçük oyunlarında büyük zarlarımı atıcam.


Kırılan bu ben'den aldıgın ben'i siradanlığa tercih eden sen,aynı hayal kırıklığını sende hissetmen dileğiyle.


Seni gören gözlerimi kapadım bu gece artık sana,kör oldu gözlerim,sadece seni görmicek bidaha.

Senin dışındaki yeni hayalkırıklıklarını görmeyi beklicek belkide....

Teslim oldum


Küstü bu şehir bana,azalmış gelen heycanıma alınganlık yaptı heralde.yorulmuş ruhuma sitemlerde sanırsam.Ne yapmalıda canlandırmalı bendeki eski beni?

Sehir kalabalıklığının gürültüsü sanki bir hüzünlü siren sesi gibi gelir şimdilerde bana,okadar yoruldu ki kalbim.


Bir zamanlar hasret kaldığım o boğaz havasını,içime çekmez oldum.Kokusu olan hiçbirşeyi solmuyor artık bu beden.Solmamalı birsüre.

İmkansızlığa hergece anlam yükleme devri şimdiki.Kendime bir imkansız daha yükleme zamanı.


Hergece imkansız geçiverirken göz bebeklerimden,gözlerimin önündeki o büyülü perdenin toz bir sihir gibi bir anda yok olabilceğini bilipte hemen bianda kapılıvermekte ne diye?


Bu şehir küskün,ben solgun ve yorgun...Bu koca şehre bir zamanlar deli divane aşık olan ben,hiç inanmadığım zamana malesef teslim oldum...

25 Ocak 2009

Viyana'dayım....(!)


Viyanadayım ! !
Binbir anılarımı ve kendimi bıRakıp geldiğim ,sokaklarda bir basıma dolaştığım,ağladıgımda üzgünlüğümü gözyaşlarımla dile getiremediğim ve gitgide büyüyerek bir kadın olmamı sağlayan,o şa şalı görünen fakat aslında butun pislikleri her an ,aniden karsına cıkaran,insanlarla mefaat ugruna yakınlastığın buna mecbur bırakan o hayatın tam göbeğindeki ışıksız,ıssız ve soğuk sehirdeyim.....

Pişmanlık,pişmanlık ... Gün geçtikçe ayrı bir pişmanlık ,
gün geçtikçe büyüyen ve artan pişmanlık... Uzaktayken sevdiklerine bir elini uzatamadığın hayatta HOŞGELDİN !!! Hayat mı bu bilinmez? Belkide ayrı bir gezegen bilinmez .Bizimkisi işte gelecek uğruna sarf edilen bir çaba ; değicek mi ki buna? buda bilinmez.Alışmısım gözyaşlarım aktığında yanımda biri olup ,elini yüzüme getirip; gözyaslarımı hafifce silmesine
alışmışım ev sıcaklıgını hissedip bir sıcak çorba içmeye

Henüz 20 yaşındayım ve birden yaşıtlarımın yaptıklarını değilde ay sonu hesapları yapıp kendime yemek pişirip;
- "ÇOK ŞÜKÜR BUGUNDE KARNIMI DOYURABILDIM" demek için çokta erken değilmi?
Malesef erken oldugunu bildiğim halde bunu istedim,malesef kendi kararlarımla ailemden bu imkanları talep ettim, malesef kendi kendime herseyi yaptım kendi kendime geçmişimden,dostlarımdan,arkadaşlarımdan vazgectim ve yine malesefki kendi kendime ailemden bile yabancılastım...


Bütün bunları yaşayıp hayattan soğumak içinn çokta erken olmadı mı sizce?Gelecek eskisi gbi ilgimi çekmez oldu.Değiştirdi beni Viyana hemde cooook.... o çocuksu halimi özledim.hemde çoook... Bukadar olaylara,insanlara soguk olmak istemezdim.temiz yüreğimin yanında katı bir tarafım oldu ...katıksızlıgım tamAmen yok oldu.... !!!

Gurbet ... (!)

Yapayanız geldiğim bu koca şehir beni git gide içine çekmeye başladı... Boguluyorum sanki güngeçtikçe...


Elimden bişey gelmiyor kendim için. Hedefsiz olmamama rağmen git gide kendimi hedefsiz hissediyorum git gide... İçimde hayata yenilmişlik hiissi geliyor.Aslında buna izin vermek istemiyorum bi yandan..kimsenin ağzına sakız olmak istemiyorum ..artıK YETER ... başladığım herseyin yarım kalması beni artık geleceğe dair umutsuzlastırdııı ve git gidee ölümü bekler oldum... hayaller umutlar yok oldu sanki hepsi bir günde çöpe gitti... Napsam napsam diye düşünür oldum her geçen gün...Eskiye geçmişe ve anılarıma olan özlemimi dile getirmeyeee korkar oldum... açık sözlülüğümde yavaş yavaş kendini kaybediyor bu soguk sehirde... Geceleri üşür oldum benki kar yağdıgında t-shirtle sokaklarda hiç üşümeden gezerdim bilirdimki üşüdüğümde kolunun altına alabilcek bir babam,bir annem vardı veya enazından bir sevgilim oda olmasa dostlarım vardı.Şimdi ise kaloriferi yanan bi odada yanızlıktan üşür oldum....

garip bi hiss işte bizimkisi ... nereye ait olduğunu bilememe belkide veya ikilemde olma diyelim..Bir sürü yeni insan ve yeni başlayan arkadaşlıklar ,dostluklar ... Hayatın tam göbeğine benim gibi gönderilmiş hayatlar..aynı duygular hissettiklerimiz bi çaresizlik,bi ikilemmm ... özgürdük burda bu bizi avutmaya yeten tek teselli ... isteklerimize karışanın olmaması ve kendimizden başkasının bizim adımıza karar vermemesi...Aslında kükreyen bir babanın bile o an verdiği öğüdün kıymetini gurbete düşen bizlerden başkası anlayamaz önemini.o an kızarsınız,bağırırsınız belkide küsersiniz ona ama aslında bu sadece sizin içindir.bilemez kimse baba evinde el yapımı sıcak bir çorbanın lezzetini... gurbette yaşamayan anlamazki ne anlatmaya çalıştıgımı... bir "Merhaba kızım nasılsın?" diye açılan telefonun nekdr duygulandırdıgını... yanlarındayken dışarı çıktıgınızda size açılan telefonu yanıtlamadan once içinizden bir sitemle " ayy gene babam/annem arıyor eve gel dicek kesin offf " dersiniz o telefonları bile özler oldum...

Bu bi bunalım anı yazısı gibi gelir ilk okudugunuzda aslında bu geç kalmış bir itiraftır kendime... özlemimi dile getirmeye korktugum anlardan biri gibi 1 bucuk senedir kendime itiraf etmeye korktugum şeyler bunlar.Dilim susar ellerim ise yüreğimin sekreterliğini yapar şimdilerde...Garip bir duygudur bu gurbette yaşamayan bilemez...!!!